TarihSayfası tarihsayfasi.com



Bilgisayarın Tarihçesi

Bilgisayar ilk defa milattan önce II. yüzyılda, Çinliler tarafından mayın tarlası oynamak için düşünülmüş bir makinedir. Fakat o dönemde henüz mayın icat edilmediği için bilgisayar icadından vazgeçilmiş ve - biraz da işin kolayına kaçılarak - pusula icat edilmiştir. Çinliler'den sonra tarihte ilk defa bilgisayar kavramına Yunanlılar'da rastlıyoruz. Yunanlılar abaküs denilen bir makine icat etmişlerdi. Bu makine ile toplama, çıkarma ve çarpma işlemlerini yapabiliyorlardı. Bölme işlemi ise yapılamıyordu. Çünkü abaküs ile bölme işlemi yapma denemeleri abaküsün paramparça olmasıyla birlikte başarısızlığa uğramıştı. Neyseki o dönemde bölmek çok da gerekli değildi. İnsanlar toplayıp, çıkarıp, çarparak da mutlu olabiliyordu.

Bir kaç sıra tel üzerine geçirilmiş boncuklardan ibaret olan bu makine kısa sürede farklı milletler tarafından benimsendi. Türkler abaküsle ilk defa Köksal* Han komutasındaki Yunanistan seferinde karşılaştı. Köksal Han, beğeniyle karşıladığı bu makineye boncuksayar ismini vermişti. Boncuk saymakta pratik bir fayda görmeyen Türkler kısa sürede bu makineyle uğraşmaktan vazgeçmiş ve Türk kültüründe abaküs, çocukları eğlendirmek için kullanılabilecek bir çeşit oyuncak olarak kalmıştır. Halen ilkokul birinci sınıftaki çocuklara bu oyuncak verilir.

Bilgisayarın atasının abaküs olduğunu iddia etmek alışılagelmiş bir yazar tavrıdır. Biz de bu alışkanlığı bozmayalım dedik, abaküsten bahsettik. Ama aslında abaküsün günümüz bilgisayarlarıyla herhangi bir benzerliği olduğu söylenemez. Bir kere abaküsle İnternet'e bağlanamazsınız. Counter Strike da yok. Eee? Nasıl bilgisayar bu? Varsa yoksa boncuk! Üç boncuk sağa, iki boncuk sola. Ne anladım ki ben bundan?

Abaküs uzunca bir süre kullanılmış, bu durum bilgisayarın icat edilmesini yüzyıllar boyu geciktirmiştir. Arapların sıfırı bulmasıyla abaküs ilk büyük problemle karşılaştı. Buna n0k (number zero problem) deniyordu. Sıfır boncuk abaküs üzerinde gösterilemiyordu. Sıfır boncuğu sola çekmeye çalışan Yunan bilim adamları "segmentation fault" hatasıyla karşılaşmış, mavi boncuğa düşmüşlerdi. (Mavi boncuk günümüz bilgisayarlarında mavi ekran olarak görülür.) Her ne kadar dönemin Abasoft isimli başı çeken abaküs firması sıfır problemiyle ilgili patch neyin çıkarmaya çalışmışsa da, abaküsün makus talihi değişmedi ve bir daha dirilmemek üzere tarihin karanlıklarına gömüldü. (The History of Abacus, O'Reilly Books, 1994)

Abaküsten sonra bilgisayar tarihinde zikredilebilecek bir diğer buluş Mantık'tır. Mantık, p ise q, q ise r gibi önermelerle beynin çalışma mantığını anlamaya çalışan, özellikle lise birinci sınıf öğrencilerinin Matematik'ten nefret etmesini sağlamak için geliştirilmiş gereksiz bir bilim dalıdır. Bu bilim dalının gerekli olduğunu düşünen bilim adamları "p ve q veya r gerekli ise mantık neden gerekli olmasın?" gibi söylemlerle bilim dünyasını meşgul etmiş, ortaya somut birşey koyamamış, tesadüfen bilgisayarın temel mantığını formüle eden boolean cebirini keşfetmişlerdir. Soyadı Boole olacak kadar kendini bu konuya kaptırmış bir bilim adamı olan George Boole, onluk sayma sistemindeki başarısızlığını ikilik sayma sistemiyle ilgili boolean cebirini geliştirerek örtbas etmeye çalışmış, bu arada hasbelkader bilgisayarın felsefi temellerini de inşa etmiştir.

Şimdilik bu kadar tarih yeter. Son olarak ilk mekanik bilgasayarı Charles Babbage'ın, elektrikli olanını da Konrad Zuse'nin icat ettiğini belirterek daha heyecanlı konulara yelken açalım.

Kendi bilgisayarımızı yapalım!

Malzemeler :
- 1 adet televizyon,
- 1 adet daktilo,
- 2 metre kadar kablo,
- 1 tane fare (cansız)

Yapılışı :
Daktiloyu televizyonun önüne koyun. Daktilonun herhangi bir yeriyle televizyonun anten girişini kabloyla birleştirin. Ölü fareyi daktilonun sağına koyup kuyruğunu daktilonun altına sıkıştırın. İşte size bilgisayar! Hahaha! Şaka şaka. Kolay mı öle bilgisayar yapmak? Önce bilgisayarın yapısından bahsetmemiz lazım. Nelerden oluşur? Nasıl çalışır? Bütün bu konuları irdeledikten sonra hala bilgisayar yapmak isterseniz, artık size kalmış. Yiyin kendinizi.

Bilgisayarın Yapısı

Bilgisayarlar hard ve soft ware'den oluşur. Hard sert, soft yumuşak demektir. Hard kısımları (ekran, fare, klavye gibi) vurulduğunda acıtacak cinsten malzemelerden yapılmıştır. Hatta ekran öldürücü bile olabilir. Fare az acıtır. Klavyenin tuşları çıkartılıp rakibe taş niyetine atılabilir ama hafif oldukları için fazla acıtmazlar. Soft kısımları ise rüya gibi, aşk gibi soyuttur. Yazı şeklinde yazılıp, bilgisayarın hafızasına yüklenip, oradan execute ettirilirler. Bilgisayarın sert kısımları bu yumuşak yazılarla yönetilir. Bu şekilde bilgisayar faydalı bir insan olmaya çalışır. Yumuşak yazılara bilgisayar terminolojisinde program denir. Programlar programlama dilleri denilen özel dillerle yazılırlar. Bu diller insanoğlunun kullandığı dillerden farksızdır. Kendilerine has gramerleri vardır, kelimeleri vardır, cümleleri vardır. Normal bir insan 3-4 aylık bir eğitimle herhangi bir programlama dilinde akıcı olarak konuşabilir. Ama bu gereksizdir, çünkü bilgisayarların kulağı yoktur. Bu yüzden programcılar programlama dilleriyle konuşmak yerine yazmayı tercih ederler.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b> <center>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Son yorumlar