Şehzadelerin Taht'a Geçme Kavgaları

Şehzadelerin Taht'a Geçme Kavgaları

Sultan Bayezid Velî Hazretlerinin Şehzadelerinden şehin-şah Karaman, Korkud Sultan Teke, Ahmed Sultan Amasya, Şehzade Selim (Yavuz Sultan Selim) Trabzon'da vali idiler. Bu arada onbeş yaşına gelmiş olan Selim'in oğlu Süleyman (Kaanunî Sultan Süleyman) da Bolu sancağının valiliğini de­ruhte ediyor idi. Bu şehzadeler, Fatih kanunnamesi denilen aslında Cengiz Yasasının Osmanlı Padişahlannca isteneceği şekilde kullanma hakkı söz konusu olan kanun yüzünden te­dirgin oluyorlardı.

Babalarının yaşı ilerledikçe bu korkular bir takım tedbirler alma çabalarına itiyordu. Kendilerini. Hele Cem Sultan me­selesinde bu kanunun çalıştırılmaması devletin en az oniki sene yerinden kıpırdıyamamasma, Endülüs memâlikinde ka-tolik zulmünden inleyen müslümanlara yardım yapılmaması­na hele daha mühimi Avrupa devletleri rahat bırakıldığı için çok büyük terakkiler kaydettiği ortadaydı.

Dolayısıyla devletin başına hangi şehzade geçerse bütün bu sayılanları göz önüne alarak öbürlerinin ömür defterini dürmesi mutlaktı. Çünkü bunun yapılması devletin ömrü ik­tizasından idi.

Yalnız şurada şunu muhterem okuyucularımıza duyurmak isteriz ki, büyük âlim fâzıl bir zat olan ve devleti Osmaniy-ye'nin son zamanlarında kadılık dahi etmiş bulunan iki sene kadar evvel intikali âhiret eden Ali Himmet Berkî merhum Hazreti Fatih'in böyle bir kanunnamesi yoktur diyen bir eser neşretmiştir. Bu eser Nur Yayınlarından olup bu mevzuu tet­kik etmek isteyenler için tavsiye olunur.

Şehzade Selim Sutan'ın oğlu Süleyman Sultan'ın Bolu Sancağını uhdesinde bulundurması Sultan Ahmed'in itirazını celbetti. Mülâhazası şuydu: Kendi vilâyeti Amasya ile Payi­taht arasında Şehzade Selim namına bir mania idi. Hazreti Padişah söylediğinden vaz geçen bir insan olmamasına rağ­men Süleyman Han'ın sancağını Kefe sancağına tahvil etti. Kefe Sancağı ki, babasının sancağı Trabzon(la karşı karşı­yaydı. Bu arada Şehzade Şehinşah takdir tecelli eylediğinden âlemi âhirete intikal etmişti. Hacca gitmek bahanesiyle bir ara Mısır'a gitmiş olan Korkud sultan eyaletine dönmüştü. Yolda gelirken Rodos korsanları kendisini esir alıp yeni bir Cem Sultan olayı meydana getirmek istedilerse de akıllı dav­ranan Korkud Sultan en yakın sahile çıkarak yakasını kur­tardı. Korsanlar onun gemilerini yağma ettiler. İşte buraya çok dikkat etmek gerekir. Korkut Sultan âlim, fazıl, şiir ve şâire meftun bir zat idi. Fakat korsanlardan kaçışı, gemileri­nin yağma edilmesi duyulunca ordu yâni Yeniçeri Beyazid-i Velî'den sonra Padişah olacak Şehzadenin o olamıyacağı ka­rarını vermişti bile. Zaten gerek merhum Şehinşah gerekse Korkud Sultan aynı meşreb ve zevk ehli idiler. Şâir, edip ve âlimlerle olmak onlar için çok sevdikleri işlerdendi.

Halbuki Orduyu Hümayun öyle bir padişah istiyordu ki ce­lâdeti, cesareti ordudan almasın, kendisinde olan bu sıfatlar orduya inikas etsin. Bu isteği iki şehzade pek iyi tesbit edi­yorlardı. Onlar da Şehinşah ve Korkud değil Ahmed Sultan ve istikbalin Yavuz Sultan Selimi idiler. Fakat normalde Kor­kud Sultan bu İşi alacak gibi görünüyorsa da ki, Hazreti Fa­tih'in yokluğunda kaymakamı olarak padişahlığa vekâleti vardı. O da yukarda mezkur olayla en tesirli güç ordu önüne iflas etmişti.
Top