Afganistan'daki Gelişmeler: 1919 - 1945 Arası Dönem

Afganistan'daki Gelişmeler: 1919 - 1945 Arası Dönem

Sovyetler Birliği ve Afganistan birbirini ilk tanıyan ülkeler olmuşlardır. Sovyet-Afgan anlaşmasının imzalanmasından üç gün sonra, yani 1 Mart 1921?de, Afgan heyeti ile Türk elçilik heyeti arasında da ilk Türk-Afgan ittifakı Moskova?da imzalanmıştır. Bu anlaşmaya göre Türkiye Afganistan?ın bağımsızlığını tanıyordu. Ayrıca taraflardan birine yapılacak saldırıyı diğer taraf kendine yapılmış sayacaktı. Yine bu anlaşmaya göre, Türkiye kültürel yardım çerçevesinde Afganistan?a öğretmen ve subaylar gönderecekti. Böylece iki kardeş millet arasında mevcut olan manevi birlik, resmi bir anlaşma şekline dönüşmüş oluyordu.

Bu anlaşmanın Ankara ve Kabil hükümetlerince onaylanmasından sonra, eski Medine muhafızı Fahreddin Paşa, Kabil?e ilk Türk sefiri olarak atandı. Diğer taraftan Sovyetler, anlaşma şartlarına göre Afganlara yardım etmemiş ve ayrıca Buhara ve Hive?nin istiklallerini tanımayarak buradaki Müslümanları ezmeye başlamıştır. Bu durum Afganlar?ın Sovyetler?e karşı daha dikkatli davranmalarını sağlamıştır. Böylece İngiliz aleyhtarı bir tutum yerine İngiltere ve Sovyetler Birliği arasında bir denge politikası izlemişlerdir.

Türkiye ile Afganistan arasındaki dostluğun geliştirilmesinde Enver Paşa ve Cemal Paşa çok önemli rol aynamışlardır. I. Dünya Savaşı sonrası bu paşalar, önce Almanya ve arkasından da Rusya?ya gitmişlerdir. Cemal Paşa, Avrupa ülkelerinin (özellikle Almanya ve Fransa?nın) Afganistan?ı tanıması hususunda girişimlerde bulunmuş ve bunu sağlamıştır. Bu sırada Enver Paşa, Türkistan?da bulunan Türkleri organize ederek Sovyetlere karşı bağımsızlık savaşı yürütmelerine çalışmaktadır.

Sovyetler, Almanya?da bulunan Cemal Paşa?nın Afganistan?a döndükten sonra Afganistan Türklerini de Enver Paşa gibi organize edeceğini ve Türkistan?ın bağımsızlık mücadelesini destekleyeceğini hesap etmiş ve Cemal Paşa?nın Afganistan?a dönüşünü engellemek istemişlerdir. Bunu başaramayan Sovyetler, Afganistan?a dönmekte olan Cemal Paşa?yı Tiflis?te 1922 yılında kiralık bir Ermeni katile öldürtmüşlerdir.

Afganistan ve Türkiye, aynı yıllarda İngiliz emperyalizmine karşı bağımsızlık savaşı yürütmüşlerdir. Benzer duyguların paylaşılmasına vesile olan bu durum, iki ülke halklarını biririne daha fazla yaklaştırmıştır. Bu kapsamda Türk dostluğunun Afganistan?da gelişmesine Mahmud Beg Tarzi önemli katkı sağlamıştır. Tarzi, eğitiminin bir bölümünü İstanbul?da tamamladıktan sonra Afganistan?a gittiğinde Habibullah Han?a, ülke kalkınmasında Türkiye ve Türk aydınlarından faydalanılması gerektiğini belirtmiştir. Bu talebin olumlu bulunması üzerine de, Türkiye?den bir aydın grubu davet edilmiş ve bunlarla ortak çalışmalar yürütülmüştür.

Cemal Paşa?nın katkıları ile başlayan Afgan ordusundaki yenilik çabaları, Paşa?nın şehit edilmesi üzerine bir süre kesintiye uğramıştır. Ancak 1 Mart 1921?de Türkiye ile Afganistan arasında imzalanan anlaşma ile, Türkiye, Afganistan?a sadece askeri değil aynı zamanda eğitim ve ideri alanda da modernleşmesi hususunda destek sağlayacaktı. Böylece Türkiye?den gelen uzmanlar ile Afganistan?da modernleşme çabaları hızlanırken, diğer taraftan da Avrupa ve özellikle Türkiye?ye tahsil için yüzlerce Afgan gencini gönderilmeye başlanmıştır

Emanullah Han, Afganistan?ın eğitim ve modernleşme çalışmalarına katkı ve destek için diğer ülkelerdeki yenilikleri yerinde görmek ve yetişmiş eleman temin amacıyla Aralık 1927?de bir dış geziye çıktı. Mısır, Fransa, Belçika, İsviçre, Almanya, İngiltere ve Rusya?yı ziyaret etti. Son olarak Mayıs 1928?de Türkiye?ye gelen Emanullah Han, çok içten ve sıcak karşılanmıştır. Mustafa Kemal, Emanullah Han ve onun şahsında Afgan milletine ilgi ve dostluk göstermiştir.

Mustafa Kemal, Emanullah Han ve eşi onuruna verdiği yemekte Türk milletinin Afgan milletine karşı sıcak duygularını belirten bir konuşma yapmış ve Emanullah Han?a, öncelikle güçlü bir ordu kurmayı tavsiye etmiştir. Bu ziyaret esnasında, 1 Mart 1921?de imzalanan Türk-Afgan Anlaşmasına ek olarak, ?Türkiye ve Afganistan arasında dostluk ve teşrik-i mesai muahedenamesi? adıyla yeni bir anlaşma imzalandı (1928).

Bu anlaşmada; iki devletin birbirleriyle dost oldukları, düşmanlarına karşı ortak tavır alınması ve ilerlemek için gerekenleri sağlamada imkanları iyi olan tarafın diğerine yardımcı olması gibi esaslar yer alıyordu. Buna göre Türkiye Cumhuriyeti; ilmi, hukuki, askeri alanlardaki uzmanlarından bir kısmını Afganistan?da görevlendirecekti.

Emanullah Han, Afganistan?a döndüğünde önceki ihmallerden ötürü biriken sorunların iç huzursuzluk ve karışıklığa yol açtığını gördü. Ancak bütün bu olumsuzlukları ciddiye almadan Avrupa ve Türkiye?de gözlemlediği yenilikleri uygulamaya girişti. Acil çözüm gerektiren sorunların ertelenmesi, yeni bir hata idi. Her alanda yenilik yapmak istiyen Han, ülke gerçekleri doğrultusunda hareket etmiyordu. Para ve eleman eksikliği de karşılaştığı önemli engellerden biriydi. Ayrıca Mustafa Kemal?in ?güçlü bir ordu kurma? önerisini yerine getiremediğinden ülkede otorite zayıflamış ve inkılaplarda başarılı olamamıştır.

Emanullah Han, danışman seçimi konusunda da isabetsiz davranmıştır. Bütün bu hatalarından sonra geç de olsa acilen ?güçlü bir orduya sahip olması? gerektiğini anlamış ve hemen çalışmalara başlamıştır. Türkiye?den Afganistan?a giden Kazım Orbay başkanlığındaki heyet çalışmalara başladığında ülkedeki iç isyanlarda kontrolden çıkmıştı. Emanullah Han, bu yenilik çabalarından sonuç alamadan yönetimden ayrılmak ve İtalya?ya gitmek zorunda kaldı. Yerine kardeşi İnayetullah Han geçti.

Ülkedeki karışıklıkların önlenememesi üzerine ise yönetim, çeteci Habibullah Han?a geçmiştir. Bu yönetim, Afganistan?da bulunan Türk askeri heyetini geri göndermiştir. Bu arada Fransa?da sürgünde bulunan Nadir Şah, ülkesine dönerek Habibullah?dan Kabil ve Afganistan?ı kurtarmıştır. Nadir Şah, Afganistan?da büyükelçi olarak bulunan Yusuf Hikmet Bayur?un da tasvibini alarak Afganistan hükümdarı oldu. Nadir Şah?ın özellikle Türk büyükelçisinin tasvibini alması, Türk dostluğuna verdiği önem bakımından dikkat çekicidir. Nadir Şah, ülke gerçeklerine uygun ve halk tarafından benimsenen reformlar yapmıştır.

Türkiye?nin çok önem verdiği Emanullah Han?ın başarısız olması, Nadir Şah?ın da din kuralları ve din adamlarına öncelik vermesi, Türkiye tarafından hoş karşılanmamıştır. Ancak bir süre sonra Nadir Şah?ın yerine geçen oğlu Zahir Şah?ın reform hareketlerine devam etmesi üzerine Türkiye, tekrar Afganistan?a yaklaşmıştır. Nadir Şah, Afganistan dış politikasında İngiltere ve Rusya arasında bir denge kurmaya çalışmıştır. Bu siyaset, Afganistan?ın bu devletlerden birisinin hakimiyeti altına girmesini engelemiştir.

Nadir Şah?dan sonra oğlu Muhammed Zahir Şah da, aynı dış politikayı izlemiştir. Ancak bu durum, Afganistan?ı uluslararası alanda yalnızlığa itmiştir. İran?la olan sınır anlaşmazlığı da bu dönemde Afganistan?ın bir başka sıkıntısı olmuştur. Bu zor günlerinde Afganistan?ın yardımına hep Türkiye yetişmiştir.

Afganistan ile İran arasında 1903?den beri devam eden sınır sorununda Türkiye?nin 1934?de hakem olması istenmiştir. Türkiye, Kazım Orbay başkanlığında bir heyet gönderek sorunu halletmiştir. Ayrıca Türkiye, Afganistan?ı uluslararası alanda düştüğü yalnızlıktan kurtarmak için Milletler Cemiyetine girmesini sağlamıştır. Yine aynı yıllarda Türkiye, çeşitli ülkelerdeki büyükelçilikleri vasıtası ile Afgan çıkarlarını korumaya çalışmıştır.

1930?lu yıllarda Türk büyükelçisi olan Mahmut Şevket Esendal, Türk hükümeti ve Atatürk?ün direktiflerini Afganistan?da başarıyla uygulayarak Türk nüfuzunu artırmıştır. Ayrıca sempatik kişiliği ile de, Afgan kralı ve hükümetiyle yakın ilişkiler kurarak hükümetin başdanışmanı haline gelmiştir. Türkiye?den giden doktor ve uzmanlar da Afganistan?da üstün hizmetler vererek takdir kazanmışlardır.

Afganistan?da bulunan Türk uzmanlar, olağanüstü çabalar göstermişlerdir. Bunlardan birisi de Prof. Dr. Mehmet Ali Dağpınar?dır. Dağpınar hukuk müşaviri olarak gittiği Kabil?de Siyasal Bilgiler Fakültesi?ni bina ve hoca yokluğuna rağmen, 9 Haziran 1938?de kurmuştur. 1957?de plan müşaviri olarak tekrar Afganistan?a giden Dağpınar, kurduğu fakülte mezunlarıyla birlikte çalışmıştır.

II. Dünya Savaşı öncesinde İtalya ve Almanya?nın uyguladıkları işgal ve istila hareketleri çerçevesinde Afganistan?da da faaliyet göstermeleri ve burayı ülkelerinin nüfuz alanı seçmeleri, Afgan liderlerini huzursuz etmiştir. Türkiye, tüm zor günlerinde olduğu gibi Afganistan?a bu konuda da yardımcı olmuştur. Türkiye, 8 Temmuz 1937?de İran, Afganistan ve daha sonra Irak?ın katılmasıyla Sadabat Paktı?nı kurarak Afganistan?ı Alman ve İtalyan nüfuzuna düşmekten kurtarmıştır. Böylece bu dört İslam ülkesi, II. Dünya Savaşı öncesi zor günlerde birlikte hareket edip birbirlerine destek olmuşlardır.

Sadabat Paktı?ndan en çok rahatsız olan ülke Sovyet Rusya olmuştur. Türkiye, Dış İşleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras?ı Moskova?ya gönderek bu Paktın Rusya aleyhinde bir cephe olmadığı ve dört İslam ülkesi arasında dostluk ve işbirliği amaçlı olduğunu izah gereği duymuştur. Atatürk?ün önderliğindeki Balkan Paktı ile İtalya ve Almanya?nın faşist tehdidi, Sadabat Paktı ile de, Sovyet Rusya?nın komünist tehdidi önlenmiştir. II. Dünya Savaşı sırasında Afganistan?ın tarafsız kalmasına rağmen bazı kabilelerin isyanı üzerine İngilizler?in asker göndermesi, ülkeye yine zor günler yaşatmıştır.
Afganistan'daki Gelişmeler ve Türk - Afgan İlişkileri
Afganistanın Tarihi
Top